Zafer İnsanlık Olmalı

Eylül 30, 2007 · Kategori: Deneme -Genel-

Zafer kavramı azim ve uğraş için zirve bir beyaz bayrak. Her savaş kelimesinin yanında geçen ikinci arka plan bir noktadır zafer aslında veyahut öncü bir hedeftir, getirisi savaş olan. Her savaş bir zafer içindir aslında.

Tarih bir zaman aralığı… Puslu bir hayatın üzerinden geçer gibi yaşanıyor şu sıralar yaşam. Bir araya gelen harflerin sıkıntı çektiği bir olay bu; savaş.

Bazı ülkelerce gerçekleşirken bu kanlı güdü, bazı aynı yerlerde farklı kimliklerce de yürütülüyor. Birbirine düşen eli silahlı, yüreği hırslı kişiler yüz yüze geliyor savaş noktasında. Hem bazı kardeşler de düşüyor birbirine.

Akla gelen kurşuni vahşet insanı ürkütüyor. Namluya sürülmüş Azrail adımlar daraltıyor nefes alıp vermeleri. Gündüzler perdeli bir aydınlık, geceler katran eziyeti. Anlatmaya yeter mi, yetmez anlatmaya savaşta çekilenleri.

Bir kişinin ölmesi de savaştır, bin kişinin ölmesi de acı. Hassasiyet için önemi yok sayının. 13 şehit veyahut 1 yaralı; değil mi ki o can noktasında yaşamak için bir direniş can çekişmesidir solumak gayreti. Bir ruh bedende, küçük bir ailenin içinden biri ve olduğu topluluğun arasında tanınan isimlerden biri; yiten her kişi...

Ağır aksak bir filim şeridinden küçük bir alıntı geçer savaş ve barışa dair; insanlık adına. Kumandanın emirlerinde savaşı yönlendiren alt düzeylerden biri, aldığı akılcı emirlerle ülkesi adına savaşı kazanmaya yol alırken; "Çok zekisiniz -zafer bizim-" der kumandanına. Kumandan baktığı camdan dışarıyı derinden seyrederek çivi gibi bir sözle karşılık verir; "Eğer zeki olsaydık, savaşmadan kazanırdık."

Silik ya da net geçen bu sözler inletiyor her savaş meydanını, her kan düşen topraklarını ülkelerin. Kıpırdatıyor beynimdeki akıl istasyonlarını. Sarsıyor bulanık olan her zihinde gezinen ur misali düşünceleri... Silkeliyor her yürekleri... Gürültülü bir sitem gibi...

Şengül Hanımın bir sözü kesiyor bütün kalabalıkları; "Laiklik değil, evlatlarımız elden gidiyor."

Söylesin şimdi bütün göçmen kuşlar; Kurumuş bir kan can kokusunu yitirirken süzüldüğü toprakta ve hiçbir zaman dinmezken ateşin düştüğü yerdeki acı korları, nasıl tutuluyor ellerde güçlü bir insanlığın dinamik fikirleri. Hangi düşüncelere yoruluyor zihinler, hangi biçim yaşayışları önemli, hangi titrek isimler nerede ve nasıldır zihinlerde, hangi, hangi... Söyleyin şimdi göçmen kuşlar, hangi mevsim geri getirir göçenleri.

Bazı yetersiz görmeler incitiyor kalemlerin mürekkeplerini, sözlerin azmini, uğraşını, etkisini, gücünü. Yapacak bir şey olmadığının düşünülmesi midir her derdin bir dermanının olduğunu unuttuğumuzda aklımıza gelecek olan? Her şeyin vardır bir çaresi diyebilmekteki çareler, sorunlardan önce yaşanan güzel bir zaman dilimi değil miydi? Yaşanmış bir devrin hüküm süren kardeşliğini tekrar yeryüzüne sürmek kolay mı, yoksa zor mu alışılmış bir gidişata boyun eğmekten?

İnsanlığın Âdem ile Havva başlangıcında bile yaşanan pürüzlerinde ve kardeşliğin Habil ile Kabil olan ilk bağında bile ortaya çıkan kişisel çatışmalarda, düşen değerler yeniden düzelmedi mi; Havva'nın nedametinde ve Kabil'in Kab(t)il olmasından sonra olduğu yerden uzaklaşmasının bulunduğu yerin insanlık çizgisinde...

Olabilirse sözler yüreklerin efendisi ve yine yüreklerden çıkan bir asker gibi yürürse yüreklere, arınmaz mı yeryüzü? Uyandırmaz mı sözler büyüyerek taşarken hayatın akışına, pişmanlık nöbetlerini, insanlık çizgisini? Ya da temizlemez mi düşlerdeki ülkeleri? Sözler en güçlü zırhlarıyla ve cephaneleriyle donanarak yükselse, diner belki az da olsa acıya banmış yüreklerin serzenişleri. Sözler işitmeleri kıymetli yaptığında, süregelen yaşayış temizlenerek değişmez mi?

Yeryüzünü insanlar kendileriyle güzelleştirirse, yenilenip tazelenmez mi iyi bir yaşam felsefesi? Uzak olmaz mı kötülükler?

Sükûttan bohça yapıp duaları, bir çığlık gibi uçurma zamanı şimdi. Sözün değerlere en yapışması gereken yüksek bir an bulunduğumuz zamanın içi. İnsanın insanlığa en dikkat çekmesi gereken keskin, çok keskin bir an. Dönemeç bir zaman...

Ruha ve kalbe küçük bir filiz tohumu ekmektir kalemin omzundaki arma. Geçmişe ve yaşanan şuana dokunurken, güzel hazırlamaktır insanın ellerinde geleceği. Her şeyin bulunduğu ortamda anlık oluşumların olması gereken en doğru yaklaşımı neyse, onu ifşa etmektir kalemin temennisi.

Yüz yüze gelmeler iyi şeyler için olsun. İyi şeyler düşünülsün diye olsun söylemler. Sözler yerini bulsun diye olsun işitmeler. Zaferler yürekler için olsun; Sevgi için, dostluk için, insanlık için olsun. Zafer, yaşamanın ve inancın eteğine tutunarak anlamlı ve doğru bir amaç için olsun.

Zafer insanlık için olsun.

Belkıs TUNÇAY

Ekim 2007 www.anlamak.com'da yayınlandı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Arkadaşına Gönder!
Etiketler : zafer, insanlık, savaş, insanlar, barış, bayrak, terör, silahlar, kan,

« Önceki :: Sonraki »