Yürüyorum Yaşananları
Nisan 12, 2008 · Kategori: Deneme -Genel-
Bütün yaşanmışlıkları iyiye ve hayra yorup, hayattan yeni bir pencere açıyorum kendime... Kendimin aynalarına... Çevirebilmek için aynaları diğer her şeye ve çağırabilmek için herkesi bu pencereye...
Avucumun içine biriktirdiğim şehir hatıralarıyla koyuluyorum yazılara...
Kızkulesi ortaya atılıyor... O gönlümün haritasını ifşa eden Kızkulesi’nde, bedenim küçük adımlarla dolaşıyor. Yaşamın kıyısından uzak bir gölgelikte babamın bana açtığı dünyayla gözlerim dışarıyı görüyor... Bir arınma zemini ve korunma yeri benim için Kızkulesi ülkesi. Kötülüklere bulaşmamak için ve kötülüklerin bulaşmaması için ruhun inceliklerine… Bir baba niyetinin şemsiye olması Kızkulesi, insanın kendisine...
Gözlerimin önünde küçük bir kız çocuğu yürüyor şehrin sokaklarında... Yüreğimden geçer gibi yürüyor, sanki… Toprağın üzerinde... Sanki her adımına üzerinde kalma yetimliğini basıyor ve düşüyor bir ara ayağı sendeleyerek... Karşı taraftan gelen bir amca bilmeden yetim kızı tutup düştüğü yerden kaldırıyor. O sıra başı okşanan küçük yetim kız, gözlerinde tutmaya çalıştığı birkaç damla yaşın direnmesiyle uğraşıyor... Ne o amca biliyor başını okşadığı küçük kızın yetim olduğunu ve ne küçük kız biliyor bir baba tarafından başı okşanan küçük kız olmayı...
Biliyorum, bu şehirde tıpkı bizim gibi basıyor bağrına bütün hatıraları, bağırmadan basabiliyor bütün seslerini... Herkes bu şehir gibi basıyor bağrına yaşayamadığı kuramları... Yaşadığı hesaplanmamış ağırlıkları...
Yürek yanıyor, şehir ağlayamıyor, Kızkulesi yaşamın kıyılarına yaklaşmıyor...
Ey seyrine dalmakta kendimi bulduğum güzel şehir... Başka şehirlerin içindeki gözün görmek istemediği istenmeyenler onlara ait değil biliyoruz... Ne var herkes de görebilse şehirlerin içindekileri, şehirlere ait olmayan şehirsizlikleri...
Başka şehirlerde bilebilse insana özgü yürek çizgilerini... O zaman biz de rahat yaşayabilirdik yaşamın kıyılarında, hiç rahatsız olmadan, belki de tam ortasında bir dünya kurabilirdik...
Lâkin Kızkulesi olacakmış sevdaların odağında. Yüreğini hiçbir şeye benzetemeyen ham ruhlar, pişmek için Kızkulesi’ni bulacakmış; yaşamak için 'şehir' diye.
Şimdi elimi yazıdan kaldırmalıyım ey şehir... Ey Kızkulesi'nin etrafını çevreleyen, şehirlerden ayrı tutan ara şehir, çünkü geri kalan bir yaşamın devamı için, eli omzumda bir hayat yanımda beni bekliyor...
Belkıs TUNÇAY
Mayıs 2008 www.blogcu.com'da yayınlandı
Kalıcı Bağlantı Arkadaşına Gönder!
Etiketler : kızkulesi, deneme, istanbul, sokaklar, başarı, yaşamak, yetim, yetim kız, baba,