Önyargı Üzerine

Eylül 13, 2007 · Kategori: Deneme -Genel-

Önyargı ve yanlış anlamak/anlaşılmak üzerine eskilere dayanan bir hikâye aklıma gelir:

Çok eski zamanlarda, bir dağ evinde, yeni doğmuş olan kundaktaki bebeğiyle yaşayan genç bir dul kadın vardır. Eşini yeni kaybetmiştir, daha birkaç ay önce. Her gün Allah'a kendisine bir dost vermesi için dua etmektedir. Bir gün kapısının önünde yaralı bir gelincik bulur. Onu evine alır ve kısa zamanda iyileştirir…

Sonra, bu kısa zamanda gelincik ona, o da gelinciğe alışmıştır. Yani gelincik az da olsa evcilleşmiştir. Fakat kadın benim evde olmadığım bir vakitte acaba bebeğime bir şey yapar mı diye düşünüp dururmuş. Gene de kendisine başka bir dost bulamama korkusuyla gelinciği bırakmayı istemiyormuş.

Bu kaygılarla yaşarken kadın bir gün dağa odun almaya gitmiş. Tabi ki aklı yine evde; "Acaba?"

Odununu alıp bir an önce eve gelmiştir kadın. Kapıyı açar açmaz karşısında ağzını kan içinde gelinciği görünce, bebeğe bir şey yaptığını düşünerek sırtındaki odunu keskin bir hamleyle bırakarak, eline aldığı bir odun parçasıyla gelinciği tek darbede öldürmüştür. Koşarak bebeğinin olduğu odaya gitmiştir. Gördüğü manzara karşısında donup kalmıştır. Oysa gelincik bebeğe saldıran bir yılanı öldürmüştür, bu yüzden ağzı kan içerisindedir!

Bu hikâye çok şey anlatır alsında satır aralarında... "Acaba?" varsayımlarını, sessizliğin yüklendiği sorumluluğu, aceleciliğin getirdiği hataları, geçersiz pişmanlıkları ve yapılan güzelliklerin sükûtuna kötü yakıştırmaları...

İnsan bazan o bebek oluyor, bazan o gelincik, bazan de o anne oluyor hikâyedeki. O yüzden hep bu hikâye tutulmalı akılda, bir hediye gibi.

Belkıs TUNÇAY

Ekim 2007 www.blogcu.com'da yayınlandı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Arkadaşına Gönder!
Etiketler : yanlış anlamak, yanlış anlaşılmak, gelincik hikayesi, hatalar, önyargı,

« Önceki :: Sonraki »