Okumak ve Yazmak Üzerine
Ekim 3, 2007 · Kategori: Düzyazı -Genel-
Okumayı, bir masaya oturup yazarı dinlemeye benzetirim. Ya da bir tabak yemek yemeye yazı sofrasından. Yazmayı da, zihni ve kalbi açarak içindekileri sızdırmaya benzetirim... Bazan hayattan kırpılan görüntü karelerinin harflerle resmini yapmaya, bazan da hislerin yazım çevirisini yapmaya...
Okumak, hayatın kılcal damarlarından nüfuz eden bir yazı işleyişinin insana geçmesiyle gerçekleşen artı bir eylem... Okumak bazı yerde düşünmek, bazı yerde anlamak, bazı yerde dinlemek... Okumak birazda yazının sorumluluğunu paylaşmak çünkü yazılanı ve sonucu düğümleyen ara mesafedir okumak... Yazının okunduktan sonra nereye ulaşacağını belirleyen ikinci bir kişinin içsel işitmesiyle kendisine geçirdiği düşünce izlenimidir.
Yazmak ne kadar bilinçlilik gerektiriyorsa, okumak da bir o kadar anlamı üstlenmek demektir. Okumak -okurun kendisine karşı olan- bir mesuliyettir.
Bir yazıya yazarın olduğu kadar okurunda katkısı önemlidir. Ne anladığı, ne anlamaya hazır olduğu, zemin ruh ve yaşantı hâllerinde okuduğunu nasıl değerlendirdiği, üzerinde bulunduğu zihin işleyişiyle yazıyı okumakla nereye götüreceği okurun elindedir.
Niçin okumak sorusunu edinerek baştan anlamlı bir okumak yaklaşımıyla, okur yazılanları yazının hizasında takip edebilirse, yazının hitabetine daha çok yaklaşabilecektir. Her yazının kendi tarzı ve kendi çizgisi doğrultusunda okuma pozisyonu vardır. Bir düzyazı ile şiir kategorisinin, büyük fark itibariyle ayrı yaklaşım gerektirdiği açık olarak bellidir. Bu tür kategorilerin alt grupları da yine farklı-farklı tarzlarda okuma yaklaşımı içerir. Okurun yazının penceresinden bakması, yazının hakkına riayet etmesi açısından önemlidir. Böylelikle yazıda bulunan anlamları, ifadeleri, paylaşımları, artıları mutlaka fark edecektir.
Okurun nasıl ve neden okumak konusunda hareket ettiği nokta sonucun şeklini getirir. Bir okur anlamak için okur, bir diğeri öğrenmek, bir diğeri yaşamak ve yaşadığının benzeşmesini tatmak, bir diğeri ise okumak ihtiyacını gidermek için okur. Çoğu okumak da, başlangıç bir eylem olarak başka ve yeni düşünce artıları için okurun yazıya bakma yaklaşımıdır.
Bir başka, aslında konumu farklı olan okumak da, nasıl yazılmış süzgeciyle bakılarak incelemek için okunmasıdır. Nasıl yazılmış diye gözden geçirir gibi okumak, kişinin bildikleriyle yazının karşısında durur gibi okumasıdır. Bunun bu şekilde okunmasının devamında kişinin yazıya ve yazara yaklaşım şekli özel dikkat içerir.
Nasıl yazılmış sorgulamasıyla üstten bakılarak yapılan okumak, tamamen farklı bir açı olup, daha ileri düzey noktası ise tam anlamıyla eleştirmen, yorumcu sınıfına girer. Ki bilinçliliği sağlam bir alt yapıya sahip olunmasıyla yapılabilecek bir yaklaşımdır bu. Bunun olumsuz ve zararlı hâli ise, bu bilgi sanısıyla hareket etmektir, çünkü getirisinde neticesi yakışık olmayan bir yaklaşım olmuş olur. Bu da çizgisini belirleme ve yürütme noktasında ilerleme aşamasında olan yazarları olumsuz etkileyerek yanlış yöne, yanlış şekilde sürüklemeye sebep olur çoğunlukla. İster olumlu, ister olumsuz bakılarak yapılmış bir eklenti olsun, eğer yerinde kullanılmamışsa yine yanlış bir kabule neden olur.
Okumanın ve açılımlarının dışında kalan eylemler ise yazıdaki anlamları ve ifadeleri kaçırmak demektir. Okumak özellikle anlamaya çalışmak demektir.
Çeşitli konumlarıyla okumak ve yazmak en çok da paylaşmaktır. Yazmanın ve okumanın düsturunu bilen yazarlar en çok bu tarzda ele alırlar yazılarını… Okuyucu da okumanın tadına bu şekilde varır. Okumak ve yazmak aynı kaptan hayatı kaşıklamaktır.
Yazının sorumluluğunu okur nasıl paylaşıyorsa, okumanın sorumluluğunu da yazar yazarken taşımaktadır. Üstelik yazar bu sorumluluğu, okurdan fazlasıyla benimseme noktasında kendisine ölçü almalıdır. Okurun okuma eyleminde çıkaracağı sonuçlar en çok yazarın elindedir ve yazar okumanın anlamını kendi elleriyle okura verebildiği zaman, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Okumak, yazmaktan önce düşünürken hayata ve her şeye kendi gözüyle bakmasıdır yazarın. Yazmak işlevi bir aktarımdır en çok da. Yazarın kendisinden çıkan yazı önce paylaşıma açılır, sonrada okurun zihin ve kalbinden geçerek anlama ve hayata uzanır.
Yazmak bazan da yazarın kendisi ve birlikte okuyanı için, icat edilmiş düşünceleri not etmesidir… Şartlı ifade ekleriyle veya sloganik sözlerle birliksel hareket içeren aktif eylemlere kendisiyle birlikte okuru davet etmesidir.
Her yazarın kendi lisanı, kendi tarzı, kendi üslûbu, kendi yorum biçimi vardır. Yazar, yazısının istediği şekilde uygun yazı kimliğini kendisi belirler. Bunun olması gerekene uygun olması da yazarın dikkatine bağlıdır. Her yazar, mutlaka yazısını belli bir ölçü çerçevesinde yazıyordur ve okumak ve yazmak adına kendisi açısından kesinlikle bir düşünce yapısı barındırıyordur.
Yazmak, yazar için kendi iç âlemini ve hayattan topladığı artıları kendi alfabesiyle dışa açmasıdır… Mutlaka bir şeyler için, bir amaç için, bir niyet üzere yazıyordur. Sözün ve yazmanın önemiyle yazılan her ifadenin, insanlık ve hayat için faydalı olması noktası ise yazmanın merkezi olarak kalemin en büyük hakkıdır. Bu hakkı yazan her kalem baştan üstlenmiş demektir. Yazmak, yazmanın hakkını vermektir.
Okumak ve yazmak söylenmiş söylenmemiş daha fazla ayrıntılar içerir. Ezcümle, okur ve yazar, sürekli gelişen ve değişen hayatta, sürekli yenilenerek ve gelişerek anlam ve insan üzere olmakla mükelleftir.
Belkıs TUNÇAY
Ekim 2007 bir sitede yayınlandı
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder!
Etiketler : okumak, yazmak, yazı yazmak, kalem, yazar, okur, yazarlar, yazar olmak,