Hayatın Belgeseli
Ekim 16, 2007 · Kategori: Deneme -Genel-
Öyle bir başlangıç ki yaşamak, kimse sonunu getiremedi. Bir ucu eskilere dayanan, bir ucu nerede biteceği belirsiz silik bir yol. Hayatın belgeseli, hepimizin yüreğinde çekilen, herkesin kendisine aitliği olan bir yolculuk ve bizler yaşlanmış hatıralarla, zaman defterinin çevirerek sayfalarını, içimizle bakıyoruz hayata...
Bizler suret önlükleriyle yaşama karışmış küçücük çocuklarız aslında... Yaşam sıralarında ismimiz yazılı ve aralıksız yürüyoruz koridorları... Yatılı bir yaşamak bu hayat sınavı...
Hayat... O henüz yıkılmamış bir duvarda insanın miladi bir tablosu gibi asılı...
Ellerimizde boya lekeleri, gözlerimizde yaşamak dalgınlıkları... Hislerimizde tarifsiz suskunluk safhaları... Biranda her şeyi geçiriyoruz içimizden. Çocuk olamamış çocukluklarımızı... O çok istediğimiz bisikleti hani, alınan veya alınmayan... Bulamadığımız kaybolan renkli bilyelerimizi ve ismini koymadığımız kırmızı kurdeleli oyuncak bebeğimizi...
Bakkal amca hem şeker satardı köşe başındaki dükkânında, hem de bahçesinde tıraş ederdi küçük çocukları. Sokakta oynayan çocuklar, çok sonra anlayacaklardı hayatı...
Anne kucağından toprak kucağına uzanan bir köprü yaşamak; kimse üzülmeden geçemeyecek bu hayattan ve kimse çocuk olmadan... Bilge adamları düşünüyorum da, o bilindik küçük kulübelerindeki insanları, hiç seksek oynayamadan gittiler belki de ama üzülmeden değil.
İçimizden biri anlatacak olsa hayat hikâyesini, ilk nereden başlar biliyor musun? En çok dumanı üstünde acılarından, eskimiş sancılarından, zorluklarından, hüzün ve gözyaşlarından... En çok soluk resimlerden başlar bir insan, düşündüğünde hayatının bıraktıklarını...
Gençlikten koşup gelen ve yüzümüze bakmaya eğilen anılar dokunur omzumuza. Olgunluğun devresinde harmanlanan senelerimizi, bir yer sofrasında yıllar sonra, ak saçlarımıza anlatır gibi yorgunluklarımızın arasından seçeriz, tane-tane... Hesaplarız mutluluklarımızla mahzunluklarımızı. Çok mu sevindik bu hayatta, yoksa acı mı çektik en fazla? Eşittirler hep kendimize çıkar sonra.
Hayat siyah beyaz bazan, bazan bir yağmur öncesi toz bulutu… Hayat uyuyan martılara deniz feneri... Her şey doluşup sonra bir kelimeye tıkış bıkış, sığmaya çalışır aceleyle, durup-durup her şeyin üzerine söylediğimiz kelime; 'Hayat!'
-Bu yeryüzü çok önceden vardı, insanoğlundan çok önce... Belki de bu yüzden insanlar sürekli onun bahsiyle ona yetişmeye çalışıyor. Onu düşünüyor, ona yürüyor, onu konuşuyor... Hayatı nasıl bileceğini dolduramadığı bir boşlukta onu anlamaya çalışıyor... Henüz keşfeden olmadı... İnsana bir pay çıkan hayatta, kader adı altında bir ömür sunuluyor... Sen, ben ve herkes, yüreği önde, ömrü arkada, onu yaşıyor...
O sırada duvardaki tablo yere düşüyor...
Biranda hayatı öykü yapan yaşlı bir teyze girerek aramıza, ağrıyarak battaniyesinin altındaki dizleri, devam ediyor:
-Bu yeryüzünün çocukları, çok sonra anlayacaklardı yaşamayı... Çok sonra...
Hayatın Belgeseli / Bir Yaşamak Günü
Belkıs TUNÇAY
Kasım 2007 bir sitede yayınlandı
Kalıcı Bağlantı Arkadaşına Gönder!
Etiketler : yaşamak, hayat, belgesel, tablo, yeryüzü çocukları, hayatın anlamı,