Cümbüşü Din Bölünce

August 19, 2008 · Kategori: Köşe Yazısı

Farklı ortam itibari ile televizyonlarda beliren bir durumla daha karşılaştım. Kanalları gezerken, canlı performans programların birinde, o eğlencenin, o şaşaalı şeylerin, o hakikatlerin unutulduğu cümbüşün içinde, bir bayan konuk programa giriyor. Bayan program sunucusunun da yanına gelerek programa giriş konuşmasını yapıyor. Konuşma sırasındayken bir şeylerden bahsediyor. Sonrada, yakında umre’ye gideceğini söylüyor.

Burada, ne o konuğun umre’ye gidişi, ne de o ve oradakilerle umre’ye bakış açıları mevzuum değil, ancak... Üstündeki kıyafetsizlikle duran program sunucusunun benzi dikkatimi çekiyor. Ten benzi değil, ruh ve manevi benzi atıyor, sanki. Duruşu üstünden dökülürcesine, olduğu yerde yıkılırcasına, üzerinde bir şeyler tuz buz olurcasına, bütün ayıbıyla yakalanmışçasına bir hâle giriyor. Sanki o kelimeye o hâliyle yakışmamış gibi hissediyor kendisini. Sanki o kelime ona bir şeyleri hatırlatmış gibi. Sanki o nokta da o bir kelimeyle kendisini, o vaziyetini, o zamana kadarki yaşam sürecini o zerrede sorguluyor ve sorgusu arasında küçülüyor...

Benzer bir durum daha yaşanmıştı. Bir yarışma programında, gerek görünüşü gerek konuşmasıyla ahlak çizgisinin dışında kalan bir bayan program yardımcısının, konuştuğu canlı telefon bağlantısı sırasında şunlar olmuştu: Telefonun diğer ucundaki bayanla bir itişmeye giren program yardımcısına, telefondaki bayan dini bir atmosferi oluşturan birkaç şey söylüyor. Keyifle birbirleri arasında atışan program yardımcısı irkilmeyle, üzerinden kaynar sular dökülmeyle, gırgırını bölerek tepkiyle ciddileşiyor. Ciddileşiyor ortam ve oradakilerin de kursağına bir şey sanki oturuyor. Herkes sanki aynı şeyleri hissediyor. Herkes sanki kaçtıkları bir şeylerin oraya sızdığını fark ederek suçluluk hissinde boğuluyor. Sanki bütün hakikatler onların yüzüne bakıyor. Sanki bütün bunların altında orası eziliyor, gömülüyor, yerin dibine geçiyor...

Böyle şeylerde hakikatler sanki gelip oraya kuruluyor, onları mahcup ediyor, onların içindeki bir yerlere bırakılmış inançları onlarla yüzleştirerek onları mahkemeye çıkarıyor.

Evet, en çok içlerindeki uygulayıp uygulamasalar da, tam inanıp inanmasalar da, bilip bilmeseler de bir şeyleri açığa çıkaran gerçekler o an gözlerini onlara açıyor. En çok, dünyaya hâkim olan bir dinin karşısında içlerinde var ya da yok olan inancın o ortama ve kendilerine nüfuz etmesiyle karşılaşıyorlar. Görünüre de bunlar yansıyor.


Bunlar, aynı şeyler de herkes için geçerli olur aslında...
 

Belkıs TUNÇAY

 

Ağustos 2008 www.blogcu.com’da yayınlandı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Arkadaşına Gönder!
Etiketler : köşe yazısı, televizyon, yarışma programları, umre, din, dikkatimi çekenler,

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »