Bu Çocuk Dizilerinin Huyu Ne!
Aralık 3, 2007 · Kategori: Duzyazi -_ocuk-
Yenileri eklenen ve süren çocuk dizileri dikkatimi çekiyor... Çok modern duruyorlar. Genel bir kanıyla normal olarak izleniyorlar. Evet, şiddet yok. Zararlı kullanım unsurları, aşırı ahlâk bozucu şeyler yok ama altı vurguyla çizilmesi gereken kişilik olumsuzlukları var. Çocuk dizileri bir vücut olsa, bir arkadaş, nasıl bir kişiliğe sahiptir ve nasıl bir arkadaştır çocuğumuza?
Bir gün, söz konusu dizilerden birinde şunlar gelişiyor: Evdeki çocuklar mutfakta masada yemek yiyorlar. O sırada bir arkadaşlarının misafir geldiği kendilerine söyleniyor. Çocuklar o arkadaşları hakkında masada itici ve olumsuz konuşmalar yapmaya başlıyorlar. Sonra salondaki arkadaşlarının yanına geçip gayet yüzeysel iyi davranıyorlar. Bunu izlediğimde biranda diğer izleyen çocukların gözlerinden hislerine geçen bakışlarını ve ekranın aktığı zihinlerini düşündüm... Bir felaket yeni yetişen bir çocuk için...
Ekranlarda çocuklar üzerinden yaşatılan olumsuz tutum ve davranışlar bununla kalmıyor... Özenti ve kişisel tatminliğin baş göstermesi geçiyor, çeşitli nedenlerle arkadaş itişip kakışmaları yapılıyor, ön planda tutulan 'ben' odaklı istekler diretiliyor, birbirini ezip geçmeli ve şahsi sıfatlarla üstünlük rekabetleri gösteriliyor, hem birbirleri arasında hem de gözde tutulan karakterlerle kimlik edinme hevesleri açılıyor...
Bunların sonucunu iyi varsayımlara bağlamalarda yanlışlıkların sebebi... Örneğin ekranlarda, evden sıkılıp bunalan, ailesiyle her yanlış bir olayda kendisini evden soyutlayan bir çocuğun soğuk hâlleri, iç konuşmaları ve sonunda evden kaçmaya kalkışması gösterilerek devamında yaptığının yanlış olduğu belirtilerek çocuğa bir mesaj verilmeye çalışıldığı iddia edilecek olursa, öncelikle muhatabın zaten çocuk olduğunun bir kez daha altını çizmek gerekir. Henüz bir şeylerin ayrımını fark edemeyecek olmalarını ve algıladıklarını da hâliyle çocuk tercihleri üzerinden değerlendireceklerini tartmak gerekir. -Doğru bildiklerinde bile zaman ve koşullar karşısında hataya düşebilen yetişkinleri hatırlayarak üstelik. Ki çocuklar edindikleri doğruları nasıl bir iradeyle sabit tutacaklar?
Eğer bizler sadece şiddet ve zararlı büyük etkenleri yanlış saymada takılı kalırsak, bu diğer ayrıntıları göremeyiz ve ayrıntılarla kaybederiz özenle yetiştirilmesi gereken çocuklarımızın kişiliklerini...
Bu şekilde, yetişkinlere, çocuklarının gösterilen benzer durumlarında ne yapacaklarının belirtilmesi ise kesinlikle düşünülecek şey olmasa gerek.
Ne yazık ki şuan çocuk dizileri sadece talep karşılama olarak yapılmakta. Ben aksinin daha ağır bastığını göremiyorum. Yayın içeriği her anne babanın sadece olumlu kılmak istediği ve güzel ahlakta yetiştirmek istediği şekilde bir dikkatle düzenlenmiyor maalesef. Merkezde, çocukların sosyal gelişimlerine ve kişiliklerine titiz bir şekilde hitap edilmiyor. Titiz bir şekilde ilgili kişiler tarafından hazırlanışında bu saydığımız konulara öncelik verilmiyor.
Eğer ses bolluğu, renk cümbüşü ve kamera çekimleriyle çocukların dikkati çekilmeye çalışıldığı kadar ve yapılan yayınların çok izlenmesi hedef alındığı kadar bunları izleyen çocukların zihinlerine olumlu mesajlar verilmeye ve iyi yönde gösterim yapılmaya özen gösterilseydi, çok daha sağlıklı bir izlenim ve etki yapılmış olunurdu. Oysa bizim neredeyse emanet ettiğimiz o ekranlarda çocuklarımızdan çok izlenmeye önem verilmekte.
Üstelik toplumumuza neleri aşılamak ve toplumumuzu nelere alıştırmak istenildiği de, izleyenlerin gözünden kaçmayacak bir farklılık olarak açıkça yayıncılıkta kullanılmakta.
Televizyon çocuklar için her zaman eğitim olmayabilir, ama bu gelişigüzel bir yayın yapılmasına izin vermez. Ya da muhatabı çocuk olan bir çalışmanın etkisiz boş olduğu düşünülemez. Ciddiyet ister. Çocuk dizilerinin çocukların sosyal gelişimlerine ve kişiliklerine yönelik neler barındırdığını bizler mutlaka incelemeliyiz. Kesinlikle incelemeliyiz... Üstelik biliyoruz ki, aslında çok da mümkün olduğunca çocuklarımızı ilgimiz yerine televizyon karşısına bırakmamalıyız.
Belkıs TUNÇAY
Kasım 2007 bir sitede yayınlandı
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Etiketler : çocuk dizileri, selena, sihirli diziler, çocuk, diziler, çocuk eğitimi, anneler, anne babalar, televizyon, televizyon ço
Çocuk Üzerinde Etkili Olmak
Mart 21, 2007 · Kategori: Duzyazi -_ocuk-
Çocuğa söz geçirmeye çalışırken canımızı sıkan nokta, ya bizi uğraştırmalarıdır, ya da çocuğun yetişmesi hakkındaki endişelerimizdir. Eğer ikincisi, çocuğun yetişmesindeki endişeyse üzüntümüz, bu doğrudur, çünkü etkili olma yöntemiyle biz gerekli şekilde davransak da, kolay olmayabilir ve uğraşmamız gerekebilir.
Elinde ilaç görülen çocuğa, bunu bırakması veya vermesi söylendiğinde dinlemeyebilir belki. Ya da "O ilacı ne adar yükseğe koyabilirsin?" "Şuraya koymaya boyu yeter mi?" dediğinizde sonuç olumlu olabilir. Oyuncakların toplanması için "Bu sepete hangimiz daha çok oyuncak koyacak bakalım" dediğinizde yenilebilirsiniz. "Ben gözümü açana kadar onu yerine götürebilir misin?" dediğinizde sürprizle karşılaşabilirsiniz. Bunların yalnızca ilk seferlerinde gerçekleşmesiyle kalması istenmiyorsa, ödül mahiyetinde ihmal etmeksizin, ten teması ve söz diyalogu duygusal anlamda kurularak sürdürülebilir.
Şartlara ve duruma göre hareket edilirse, çoğu girişimler olumlu olacaktır. Durumun pürüzlü olması için ise, sadece bizim yaklaşımımızın uygun olamaması yeterlidir.
Kullandığımız kelimeler de çok önemlidir. Bir çocuğa "Prizle oynamayı," ya da "Fişle oynamayı bırak!" demek komik olur herhalde. Çocuk ve oynamak… Oynamak zaten onun istediğidir. Nasıl oynamayı bırakabilir ki? Bu gibi durumlarda dikkatini başka yöne çekmek faydalıdır.
Oyuncağını arkadaşına vermek istemeyen çocuğun yanına annesi giderek "Şaka yapmıştır şimdi verir!" derse, onun iç âleminde âdeta bir düğüm çözülür ve o oynadıktan sonra oyuncağın geri kendisine verileceği söylenirse onu rahatlatarak onun korkusunu giderilmiş olur.
Bazen de çocuğun aklına biz sokarız bazı şeyleri. Masanın yanından geçerken o, "Sakın örtüyü çekme!" demek ona bir fikir gibi gelebilir. Bakarsınız ki örtüyü çekivermiş. Olumsuz cümle kurmak yerine olumluya yönelik cümle kurmak daha faydalı olacaktır.
Dişleri çürüdüğü için çikolata yememesini söyleyen annesini ve diğer kişileri umursamıyordu beş yaşındaki bir çocuk. Kendisine yaklaşıp ‘Aldırma sen onlara,’ dercesine bir tavırla yüzünü okşayarak "Daha çok çikolata ye!" dedim. Sevinerek gülümsedi o sıra... Onu kucağıma alıp "Daha çok çikolata ye ki, dişlerinin hepsi çürüsün!" diyerek devam ettim. Samimiyetle söyledim. Devamında bana ne söyledi dersiniz? "Hayır, yemeyeceğim, sen ye senin dişlerin çürüsün." Sevindim, çünkü artık dişlerini fırçalamaya başlamış, hem de dikkatle.
Çocuklar, özellikle kardeşler birbirlerine kıskançlık beslerlerken çok zarar verici olabilirler. Diğerinin yüzüne tokat atmaya, üzerine bir şeyler fırlatmaya, onu ısırmaya çalışır. Bunlar küçük olaylardır ve bir nevi çocuğun kıskançlığını geçiştirdiğini varsayabiliriz. Çoğalırda sıklaşırsa saldırganlık olup çıkar. Bir defasında, ısırma olayı artık her fırsatı kollayarak gerçekleşince, çocuğa (4) yönelerek "Sen bunu her ısırdığında ben onu öpeceğim!" dedim. Daha sonrada kendisine olan ilgimi azaltmadan zaman içerisinde onu gözlemledim... Bir daha ısırdığını görmedim de, duymadım da.
Yazılan bu etkili olabilecek yöntemleri okuduktan sonra, bunları benzer durumlarda da uygulamak düşüncesi yerinde bir düşüncedir. Söz iletişiminin yanı sıra göz, yüz, tavır ve beden dilini de duruma göre kıvamına getirerek de olumsuzluklar azaltılabilir.
Buradaki sözler, laftan anlamadıkları zaman çocuklar için değil, laftan anlayan biz yetişkinler için. Çocuk eğitimini bilerek baştan başlamak elbet daha etkilidir. Böyle etkili oluşu, çocuk eğitimini sonradan edinip başlayanların, hiç etkili olamayacağı anlamına değil de, sabırlı olmaları gerekeceği, sabırda itina göstermeleri gerekeceği anlamına gelir. Alışılagelmiş sakıncalı davranışlarla devam edildiğinde sağlıksız bir insan yetişip ileride uğraştıracaksa, vaktinde müdahaleyle “Geç” demeden çocuğun iyi yetişmesine özen göstererek zorlanmaya ve çaba göstermeye değer.
Bir insanın geleceğini yüksek derecede etkileyecek olan geçmişidir; çocukluğudur. İlk yer eden etkili dönem çocukluk olduğu için kişiliğine buradan sağlıklı bir yön verebilme avantajımız var. Onların geçmişine şimdiden doğru yaklaşımlarla; eğitimle dokunalım. Nasıl yetişirlerse, mutlaka öyle büyüyeceklerdir… Bizler de nasıl büyümelerini, nasıl olmalarını istiyorsak öyle büyüteceğizdir.
Belkıs TUNÇAY
Eylül 2004 Vuslat Dergisi'nde yayınlandı
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Etiketler : çocuk, etkili, olmak, büyütmek, yetiştirmek, yetişkin, eğitim,